a

Facebook

Twitter

Copyright 2018 Avukat Hakan Orhan
Trabzon Barosu Avukatı
Tüm Hakları Saklıdır

İnönü Cad. Avukatlar İşhanı No:97 Ortahisar-Trabzon

0 462 230 66 74

 
 > Köşe Yazıları  > Or-Genekon

Or-Genekon

YAZDIR

Hukuk Fakültesinde öğrenci iken idealimiz, mezun olduğumuzda hâkim, savcı ya da avukat olarak adalet dağıtmak, herkese eşit davranacağını zannettiğimiz hukuk sistemine katkıda bulunmak idi.

Gerçek dünyanın farklı olduğunu anlamamız çok uzun sürmedi. İnsanlar hukukun esiri olması gerekirken tamamen tersine bir durum söz konusu. Maalesef kitlesel hırslar hukuku prangalamış.

İleri demokrasi adı altında anayasamızın bazı hükümlerinde değişiklik yapılması, Anayasa Mahkemesinin, HSYK’nın, Danıştay’ın ve Yargıtay’ın yapısının değiştirilmesi hep tek taraflı siyasi iradenin ürünüdür. İtirazlara rağmen çıkarılan kanunların uygulanması da tartışmalara yol açmaktadır. İktidar partisi değişiklikleri “demokratikleşme ve yargı reformu” olarak nitelerken muhalefet ise yargıyı ele geçirme operasyonu yapıldığını iddia etmektedir.

Yasalar çıkarılırken ayrıntılı düşünülmediği, kanun tekniğine uyulmadığı için hep tartışılıyor. Cumhurbaşkanının görev süresi, Generalleri hangi mahkemenin yargılayacağı en bilinen örnekler. Yasalarda eleştirilecek birçok yön var iken uygulamaların da tartışılıyor olması, ülkemizdeki demokrasi ve bağımsız yargı anlayışında hala bir şeylerin eksik olduğunu gösteriyor.

Evvelden aklımızın almayacağı, tahmin edemeyeceğimiz gelişmeleri yaşıyoruz şu günlerde. Generallerin, gazetecilerin, bilim adamlarının Silivri Cezaevi’ne zorunlu göçünün ardından görevini yeni bırakan Genel Kurmay eski başkanı İlker Başbuğ’da tutuklandı.

Yaşanan sürece hangi açıdan bakarsanız bakın kaybeden hep TÜRKİYE oluyor.

Bir kesim yaşanan sürecin suni olduğunu, bir dönemi tasfiye amacı taşıdığını iddia ederek iktidar olan ama muktedir olamayan Ak Parti’nin egemen olmak için yaptığı girişimler olarak nitelendirmektedir. Eğer yaşadıklarımız bu düşüncenin ürünü ise çok tehlikeli bir süreç yaşıyoruz demektir. Sonu gelmeyecek olan bu süreç ülkemizde kamplaşmalar yaratacak, herkes bir gün hesap sormak için sırada bekleyecektir. Ayrıca süreçte etkili olan tüm kurum ve kuruluşlar yara alacaktır.

Başka bir kesim ise yaşananları “sıra bize geldi” nidasıyla izlemekte, oh olsun diye sevinmektedir.

Bizim adalete olan inancımız ise halen daha devam etmekte, “Adalet yerini bulsun isterse kıyamet kopsun” inancını taşımaktayız.

Kötü yasalar bile iyi hukukçular elinde en mükemmel yasalar haline gelir. Yeter ki hukuku uygulayanların fikri hür, vicdanı hür olsun.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İlker Başbuğ’un tutuklanması üzerine “keşke tutuksuz yargılansaydı” temennisinde bulundu. Bizce başbakanın görevi yargının alacağı kararlar hakkında temennide bulunmak değil, hukuk güvenliğini sağlayan düzenlemeleri yapmaktır. Uzun tutukluluk surelerinin yarattığı sancıları giderecek yargı anlayışının yerleşmesini, yargının hızlanmasını sağlamak olmalıdır.

Milattan önce yaşayan filozof Eflâtun (Platon)’un 2000 yıl sonra bile güncelliğini kaybetmeyen düşüncesi bize çok şey anlatıyor aslında. “Her toplumda yönetim kimde ise, güçlü odur. Her yönetim, kanunlarını işine geldiği gibi koyar. Demokratlar demokratlığa uygun kanunlar, zorbalar zorbalığa uygun kanunlar, ötekiler de öyle… Bu kanunları koyarken kendi işlerine gelen şeylerin, yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler, kendi işlerine gelenlerden ayrılanları da kanuna, doğruluğa aykırı diye cezalandırırlar. Doğruluk her yerde birdir; yönetenin işine gelendir. Güç de yönetende olduğuna göre, düşünmesini bilen her adam bundan şu sonuca varır: Doğruluk güçlünün işine gelendir.

Bizce demokrasi; iktidar ve muhalefetin birlikte hareket etmesi, temel yasaları birlikte çıkarmasıdır.