a

Facebook

Twitter

Copyright 2018 Avukat Hakan Orhan
Trabzon Barosu Avukatı
Tüm Hakları Saklıdır

İnönü Cad. Avukatlar İşhanı No:97 Ortahisar-Trabzon

0 462 230 66 74

 
 > Köşe Yazıları  > Futbolumuz Neden Kötü Yönetiliyor?

Futbolumuz Neden Kötü Yönetiliyor?

YAZDIR

2007 yılında bir haber sitesi için yazdığım yazıda Türk futbolunun özellikle de kulüplerimizin neden kötü yönetildiğini değerlendirmiştik. Bu güne kadar geçen 5 yılda hiçbir şeyin değişmediğini gördük. Yaşanan şike soruşturması süreci, futbolun kendi kendini yönetemediğini açıkça ortaya çıkardı.

Peki neden böyle?

Bu sorunun cevabını sosyal ve kültürel seviyemizde aramalıyız bence. Bir ülkenin toplumsal yapısı, entelektüel seviyesi ne kadar yüksek ise yönetenler de bu orandan ancak o kadar pay alır.

Kişisel reklamını yapabilmenin en iyi yollarından birisidir yöneticilik. Daha listeye girme aşamasında başlar mücadeleleri. Listeye alınmazlarsa intihar edeceğim diyenler bile olur. Yönetici oldunuz mu daha önce sizi kimse tanımazken birden bire mikrofon ve kameraların aradığı adam oluverirsiniz. Neredeyse güvenlik kameralarına bile röportaj verecek yönetici tipleri vardır ülkemizde. Basın da bu tarz yöneticilerden hoşlanmaktadır zaten. Transfer haberlerini basına uçuran, her soruya yanıt veren yönetici makbuldür medyada. Alanın ve verenin razı olduğu bu süreç gerek kulüplerimizin gerekse Türk futbolunun sonunu hazırlamaktadır.

Ortak aklı kullanma, birlikte hareket edebilme yeteneklerinden yoksun bir durumda, cebinizdeki paranın çokluğuyla, ayak oyunlarıyla yönetici oldunuz mu amaca ulaşılmıştır artık. Nüfuzunuz, itibarınız üst düzeydedir artık.

Sosyal ve kültürel yapımızın en üst düzeye çıkması ancak çok uzun bir vadede olabileceğinden (tabii toplumsal olarak hedefimiz bu ise) kısa zamanda ne yapabiliriz?

Hiçbir kulübe sihirli değnek dokunmayacağına göre yukarıda belirttiğimiz tipteki yöneticilerden oluşan bir kurul doğal olarak başarı sağlayamayacak, yönetimler sürekli olarak değiştiği halde kulüplerde değişen hiçbir şey olmayacaktır. Bu durum sadece futbol kulüplerinin sorunu değildir sadece. Sosyal hayatın her alanında yaşanmaktadır aslında.

Kulüplerin artık profesyonelce yönetilmesi gerekmektedir hatta bu zorunlu hale getirilmelidir. Yönetim kurulları bütçe hazırlayacak, hedefleri belirleyecek, profesyoneller de bu hedefe ulaşmak için çalışacaktır.

Kulüpler Birliği Vakfının geçmişte hazırlamış olduğu bir raporu incelediğimizde kulüp yönetimlerinin neden başarısız olduklarını göreceksiniz. Tek dertleri para. Raporun çoğunluğunda gelirlerinin artırılmasından bahsediyorlar. Vergi oranlarının düşürülmesi, Federasyon kesintilerinin azaltılması gibi. Hiç özeleştiri yok. Biz nerde hata yapıyoruz gibi bir düşünceye sahip değiller. Futbolu, seyirciyi, basını kısaca futbolla bağlantılı unsurları iyileştirme adına hiçbir inceleme ve araştırma göremezsiniz.

Bu konuda yapılması gereken en önemli iş Futbol Kulüplerinin “dernek” statüsünden çıkarılması ve futbolun kendi yapısına uygun bir tüzel kişilik oluşturulmasıdır. UEFA Kriterlerinden önce Türk Futbol Kriterleri hazırlanmalı (bir çok kulübümüz kağıt üzerinde mükemmeldir) ve kulüplerin bu kriterlere uymaları sağlanmalı aksi halde ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.

Kulüplerimiz böyle iken bu kulüplerin oluşturduğu federasyondan da fazla bir şey beklememek gerekir. Yasal olarak özerk olan ama gerçekte siyasetin belirlediği başkanla yönetilen ülke futbolu içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Kendi deyimleri ile “herkes suçsuz, federasyon suçludur” Oysa suçlu olan sürece dahil olan herkestir. Şike süreci hukuki bir sorun olmaktan çıkmış güçlerin savaşına dönüşmüştür. Hukukun üstün olması geren ortamda maalesef başka güçler egemen olmaya çalışmaktadır. Yaygın ulusal basın da taraftar sayısına bakarak haklının değil güçlünün yanında yer almaktadır. Zayıf bellediğinin iğnesini görmekte ama güçlünün minaresini saklamaya çalışmaktadır.

En başından beri işin esasına yönelik değerlendirme yapan bir tek kişi vardır. O da sayın Şenol GÜNEŞ’tir. Benim gözümde futbolun bilge kişisinden öte bir filozoftur Şenol GÜNEŞ. Onun dışındakiler çıkarların etkisinde kalmaktadır. Naklen yayın havuzu bozulurmuş, gelirler azalırmış, takımlar batarmış gibi tamamen maddi endişelerle suçu örtme eğilimi içindedirler. Eğer bir suç işlenmişse bu suçtan zarar gören, etkilenenler de olacaktır. Bu zararı suçu kim işlemişse o ödeyecektir. Yukarıda bahsettiğimiz maddi gerekçelerle suçu örtbas etmeye kalkarsanız, suçu işleyeni ıslah etmezseniz kamu vicdanı asla tatmin olmaz.

Bugünkü siyaset “süreç hukukidir, biz müdahale etmeyiz” demektedir. Ama en başından beri müdahildirler aslında. Federasyon Başkanı icazet alarak aday olmuştur. Her konuda fikir belirten başbakanımız bu konuya nedense hiç değinmemektedir. Süreçten en fazla zarar görmesi muhtemel olan camianın büyüklüğünü düşünenler Türk futbolundan çok Türk toplumun zarar gördüğünü hesaplayamamaktadırlar.

Eğer futbolu biz yönetemezsek UEFA’ da karışır, FİFA’ da.