a

Facebook

Twitter

Copyright 2018 Avukat Hakan Orhan
Trabzon Barosu Avukatı
Tüm Hakları Saklıdır

İnönü Cad. Avukatlar İşhanı No:97 Ortahisar-Trabzon

0 462 230 66 74

 
 > Köşe Yazıları  > Farklı Düşünüyorsan Bizden Değilsin

Farklı Düşünüyorsan Bizden Değilsin

YAZDIR

Sivas Davası bu haftanın en güncel konularından biri ve Mahkeme “zamanaşımı süresi doldu” diyerek dosyayı kapattı. Yargıtay da bu kararı onaylarsa dosya hukuki olarak kapanacak. Peki, vicdanlarımızdaki durumu?

Sivas’ta ne olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

2 Temmuz 1993’te Türkiye’nin yakın tarihine kara leke olarak geçen bir katliam yaşandı Sivas’ta. Devletin de desteğiyle Sivas’ta geleneksel Pir Sultan Abdal Şenlikleri düzenlendi. Çok sayıda aydın, sanatçı, yazar ve şair şenlikler için Sivas’taydı… Aziz Nesin de şenliklerin baş konuğuydu. Görüşleri nedeniyle eleştirilerin ve tepkilerin odağındaki insanların kaldığı Madımak Oteli yerel basının da kışkırtmasıyla yobazlar tarafından ateşe verildi. 37 kişi yanarak öldü Madımak Otelinde.

Sivas’ta yaşananlar tam bir vahşet örneği idi. Ne acıdır ki büyük bir çoğunluk, onlardan farklı düşünen bu insanlara komünist, ateist, solcu diyerek yakılmalarına alkış tuttu.

Aynı insanlık dışı düşünce Hırant Dink cinayetinin öncesinde ve sonrasında yine başroldeydi. Hırant Dink cinayeti davası ile Sivas Davasının bizce ortak noktaları var. Bu ortak noktalar yazımızın konusunu oluşturuyor.

Hırant Dink Davasında bizde oluşan kanaat şudur. Devlet istese idi cinayeti önleyebilirdi. Ayrıca ihmali olanlar hakkında da doğru dürüst bir soruşturma yapabilirdi.

Her iki davada da kabahat hukuk sistemimize yüklenmektedir. Bu düşünce, doğru yanları olmakla birlikte genel olarak yanlıştır. Kabahatli olan hukuk sistemimiz değil düşünce sistemimizdir. Bu kabahat sadece bugünkü iktidara değil geçmişteki tüm iktidarlara aittir. Yakın tarihimiz Hırant Dink ve Sivas Davası gibi birçok örnekle doludur.

Her iki olayın kurbanları devleti yönetenlerden, iktidardan, iktidara oy verenlerden kısacası resmi ideolojiden farklı düşünen insanlardır. Bu farklılık onların hayatlarının kararmasına sebep olmuştur.

Devletin görevi sadece kendini ve kendisi ile aynı doğrultuda düşünenleri korumak değildir. Düşünceleri ne olursa olsun herkesin özgürce yaşama hakkı vardır. Devlet, her iki davada kurbanları koruyamamış, sorumluların adalet önüne çıkarılmasında ihmalkâr bir tavır sergilemiştir.

Devleti yönetenler, kendilerine karşı olduklarını düşündükleri insanların yargılanması için gösterdikleri hassasiyeti, Hırant Dink Davası ve Sivas Davasında göstermemiştir. Ergenekon, Andıç, Balyoz, Oda TV v.b gibi davalarda arı gibi çalışan kolluk kuvvetleri, Hırant Dink Davası ve Sivas davasında kağnı hızına gerilemiştir.

Devlet, şike sanıkları için gösterdiği çabanın onda birini göstermiş olsa idi Hırant Dink, aykırı düşüncelerini halen daha seslendiriyor olacaktı. Yanarak can verenler, Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenliklerini düzenlemeye devam edeceklerdi. Biz de bu yazıyı yazmıyor olacaktık.

Bir devlet tüm olayları aynı gözle görmüyorsa, kapalı mekânda sigara yakmanın cezalandırıldığı bir ülkede insan yakan beş kişi adalete teslim edilemiyorsa o devletin anayasasında yazan “hukuk devleti” kavramının bir anlamı yoktur. Kabahat yasalarda değil o yasaları uygulamayanlardadır.

Bu tavır açıkça “benim gibi düşünmüyorsan bizden değilsin” düşüncesinin gerçek hayattaki yansımasıdır.

Bu davalar belki hukuken kapanmıştır ama asıl yaralanan hukuktur, vicdandır. Bu yaralar yıllar geçse de kapanmayacak, hukuk tarihimizde kara lekeler olarak yerini alacaktır.