a

Facebook

Twitter

Copyright 2018 Avukat Hakan Orhan
Trabzon Barosu Avukatı
Tüm Hakları Saklıdır

İnönü Cad. Avukatlar İşhanı No:97 Ortahisar-Trabzon

0 462 230 66 74

 
 > Makale  > Barolar neden ayaklandı? Avukatlar ne istiyor?

Barolar neden ayaklandı? Avukatlar ne istiyor?

YAZDIR

İktidar partisi, yasa değişikliği ile büyük şehirlerde birden fazla baro kurulabilmesinin yolunu açmak istiyor. Biz avukatlar ve meslek örgütümüz olan Barolar da bu duruma karşı çıkıyoruz.

Peki, neden karşı çıkıyoruz?

Öncelikle Avukatlık mesleğini anlatmakta fayda var. Avukatlık vekaleten yapılan bir meslektir. Avukatlar davalarda kendilerini değil, vatandaşı temsil eder, kendi haklarını değil, halkın haklarını savunurlar. Avukatın mesleğini özgürce yapabilmesi için de bağımsız ve güçlü olması gerekir. Vatandaşın savcısı, hakimi yoktur ama vatandaşın hakkını savunabilmesi, kendisini temsil ettirebilmesi için Avukatı vardır.

Biz avukatlar Karayolları, DSİ gibi devlet kurumlarına, bakanlıklara, valiliklere, hazineye, kolluk teşkilatlarına, en güçlü holdinglere, mafya olarak bilinen örgütlere karşı davalar açabiliyor, şikâyette bulunabiliyor, vatandaşın hakkını özgürce savunabiliyoruz. Bu özgürlüğü bize sağlayan mesleğimizin ruhu olmakla birlikte en büyük destekçimiz yeri geldiğinde arkamızda dimdik duran, mesleğimizi rahatça yapmamızı sağlayan Barolardır. Hakimler, savcılar, memurlar, kolluk kuvvetleri mesleğimizi yapmamızı engellerse Barolarımız devreye girer. Barolar aslında avukatları değil, avukatın temsil ettiği vatandaşın hak arama özgürlüğünü korur. Bu koruma dolaylı bir koruma değil doğrudan bir korumadır.

Bir şehirde birden fazla baro olursa ne olur?

Öncelikle avukatın arkasındaki en büyük güç zayıflar. Avukatların bağımsızlığı azalır. Mesleğin kalitesi düşer. Üyesi olduğu baronun yer aldığı yelpazeye göre davranış biçimleri gelişir.

Nasıl mı?

Barolar iktidara yakın barolar ve iktidara yakın olmayan barolar olarak en az ikiye ayrılır. İktidar partisinin güdümünde barolar kurulabileceği gibi muhalefet partilerinin güdümünde de barolar kurulur. Barolar, sağcı, solcu, ortayolcu, cemaatçi, fraksiyoncu v.b. barolar olarak ayrışır. Bu durumda barolar meslek örgütü olmaktan çıkarak birer siyasi parti haline gelirler. Vatandaş davasının niteliğine göre değil, üye olduğu baroya göre avukat seçimi yapmak zorunda kalır. Savcılar, hakimler avukatın üye olduğu baroya göre tercih yapma zorunluluğu hissedebilir. Kamu kurumları, kolluk görevlileri avukatın üyesi olduğu baroya göre farklı muamele yapabilir. Barolar birbirleri ile çatışmaya başladığında avukatlık mesleği zarar görür. Bu durum, doğrudan vatandaşın hak arama özgürlüğünün zarar görmesi demektir.

Avukatlar kanunen baro üyesi olmak zorundadır. Bu zorunluluk mesleki ve kanuni bir zorunluluk olup Avukat mesleğini yaparken tam olarak bağımsız hareket eder.  Avukatın bağımsızlığı iş sahibine karşı olduğu gibi, meslek örgütüne, devlete ve hatta topluma karşı da bağımsızlıktır. Baro üyeliği, avukatın meslek kurallarına, ahlakına ve standartlarına uygun davranmasını zorunlu kılar.  Barolar avukatları aynı zamanda denetler de. Avukat reklam yaparsa karşısında Baroyu bulur. Disiplin suçu işlerse Baro Disiplin Kurulunda yargılanır. Barolar çoğaldığında üye kaybetmemek için avukatların hukuka aykırı davranışlarını hoş görmeye, gizlemeye, örtbas etmeye başlarlar. Barolar yasal görevlendirmelerin dışında Avukatlara emir veremez, talimat veremez, işine karışamaz. Sadece disiplin ihlalleri oluşması durumunda devreye girer. Barolar çeşitli düşünce yapılarına göre çoğaldığında ve avukatlar düşünce tipine göre baro seçtiğinde avukatın bağımsızlığı da zarar görür. Avukat, üyesi olduğu baronun esiri haline gelir.

Baroların en büyük gücü tek olmalarından gelir. Baronun güçlü olması demek vatandaşın güçlü olması demektir. Avukatlık mesleği hak arama mesleğidir. Bölünen, parçalanan barolar üyelerini koruyamaz, savunamaz.

Barolar sadece avukatların meslek örgütü değildir. Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Barolar, savunma hakkının, hak arama özgürlüğünün, demokrasinin, hukuk devletinin ve evrensel nitelikli genel hukuk kurallarının etkin biçimde uygulanmasının en büyük güvencesidir. Toplumun zayıf bireylerinin de her zaman yanındadır.

Baroların bölünmesinden dolayı bağımsızlığını kaybeden, kendi mesleki hakkını arayamayan avukat vatandaşın hakkını asla gereği gibi savunamaz. Avukatın savunma özgürlüğü yoksa vatandaşın savunma özgürlüğünden söz edilemez,

Avukatlar şahsi ikballeri için değil vatandaşın hak arama özgürlüğünün önüne engel konulmaması için, baroların zayıflamaması için, gücünü yitirmemesi, bölünmemesi için harekete geçmiştir.

Avukatların ayaklanmasına karşı “daha ortada taslak yok, durum bakalım, neye karşı çıkıyorsunuz” eleştirisi de gelmektedir. Bu eleştiri de işin doğasına aykırıdır. Barolara sorulmadan, barolardan görüş alınmadan böyle bir taslak hazırlanamaz, taslak pazarlığı yapılamaz, bize sorulmadan mesleğimiz şekillendirilemez. Yok denilen taslağın da müzakeresi olmaz.

Yargıya güven duygusu yerlerde sürünürken, açılan davalar yıllarca sürerken, hakim savcıların kıdem yılı ortalamaları 4 yıla kadar düşerken, süpermarket açar gibi hukuk fakülteleri açılırken baroları bölmenin hiç kimseye özellikle de vatandaşımıza hiçbir faydası yoktur.

Seksen baromuz da çoklu baroya karşıdır.

Ankara’ya yürüyüşün sebebi budur…

Av.Hakan Orhan